Bizim bir yarımız geçen yüz yılda kaldı. Belli ki en güzel yarımızdı.
Daktilodan bilgisayara en kolay biz geçtik. Ankesörlü telefonlardan cep telefonlarına da.
Ama artık teklemeye başladık. Formda tutmaya çalıştığımız bedenlerimiz gibi zorluyor uyum sağlamak, içinde olmak her yeniliğin.
Bir süre sonra vaz geçip izlemekle yetinmeye başlayacağız. 'Ah o güzel günler' zamanı geliyor hızlıca. Hemen hemen herşeyin sahici olduğu, sevdiklerimizin hayatlarına sımsıcak dokunduğumuz, hissettiğimiz yıllar...
Tarihsel açıdan ilginç bir kuşağız. Muhtemelen epey de azalmışızdır.
Masumiyetimiz, heyecanlarımız, maceralarımız, tutkularımız, çocukluğumuz, gençliğimiz, en masum aşklarımız, anılarımız geçen yüzyılda bir yerlerde saklandı..
İki yüzyılı birden yaşadık, yaşıyoruz ama yine de kalbim 20. Yüzyılda kaldı.