SON DAKİKA
reklam
reklam

Gökyüzüne Açılan Kapı

Eklenme Tarihi: 6 Eylül 2026, Pazar - 14:46   Okunma Sayısı: 45840
Gökyüzünün renklerini Üsküdar'da buluşturan Uçurtma Müzesi, dünyanın dört bir yanından gelen eşsiz koleksiyonuyla ziyaretçilerini adeta çocukluk hayallerine götürüyor.

 

İstanbul'un tarihi semtlerinden Üsküdar, yüzyılların mirasını taşıyan camileri, çeşmeleri, yalıları ve kültürel mekânlarıyla ziyaretçilerini büyülemeye devam ediyor. Ancak bu kadim ilçede öyle bir müze var ki, kapısından içeri adım attığınız anda yaşınız ne olursa olsun kendinizi yeniden çocuk hissediyorsunuz. Müzenin kurucusu Mehmet Naci Aköz'ün dünyanın dört bir yanından topladığı rengârenk uçurtmaların gökyüzüyle kurduğu bağı anlatan Üsküdar Uçurtma Müzesi, yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın da sayılı tematik müzeleri arasında yer alıyor. 1958 yılında Üsküdar'da doğan Mehmet Naci Aköz, Türkiye'de uçurtma kültürünün yaygınlaşmasına en fazla katkı sağlayan isimlerden biri olarak kabul ediliyor. Uçurtmacı, koleksiyoner, müze kurucusu, organizatör ve araştırmacı kimliğiyle yaklaşık yarım asırdır bu alanda çalışmalar yürüten Aköz, Türkiye'nin ilk ve tek uçurtma müzesinin kurucusu. Mehmet Naci Aköz'ün kariyeri, yalnızca uçurtma yapmakla sınırlı kalmadı. Türkiye'de bu alanda öncü birçok projeyi hayata geçirdi. 1984'te Türkiye'nin ilk uçurtma yarışmasını düzenleyen Aköz, 1996'da Türkiye'nin ilk uçurtmacılar derneklerinden birini kurdu. 1997'de Türkiye'nin ilk uluslararası uçurtma festivalini organize eden Aköz, 1998'de İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile yürüttüğü çalışmalar sonucunda okullarda uçurtma yapımının eğitim etkinliği olarak uygulanmasına katkı sağladı. 2006'da İstanbul Uçurtma Okulu'nu kuran Mehmet Naci Aköz, 2015'te Türkiye'nin ilk uçurtma kütüphanesini açtı.

Uluslar arası festivallere katıldı

Aköz'ü farklı kılan en önemli özelliklerden biri, koleksiyonunu satın alarak değil, uçurtmanın peşinden dünyayı dolaşarak oluşturmuş olmasıdır. Birçok ülkede düzenlenen uluslararası festivallere katılan Mehmet Naci Aköz, yerel ustalarla tanıştı ve geleneksel uçurtmaları yerinde araştırdı. Bu seyahatlerde edindiği uçurtmalar bugün müzenin en değerli parçalarını oluşturuyor. 2005 yılında kendi koleksiyonundan yola çıkarak Türkiye'nin ilk özel uçurtma müzesini kurdu. Daha sonra Üsküdar Belediyesi ile yapılan iş birliği sonucunda müze bugünkü kimliğine kavuştu ve "Üsküdar Belediyesi Mehmet Naci Aköz Uçurtma Müzesi" adını aldı. Bugün müzede; 6 kıtadan, 42 ülkeden, 3 binii aşkın eser sergileniyor. Bunlar arasında yalnızca uçurtmalar değil; uçurtma yapım malzemeleri, kitaplar, dergiler, afişler, posta pulları ve kültürel objeler de bulunuyor.

Sadece bir oyuncak değil

Uçurtma, insanlığın en eski oyuncaklarından biri olmasının yanı sıra kültürler arasında ortak bir dil oluşturan, özgürlüğü, hayalleri ve gökyüzüne ulaşma arzusunu simgeleyen özel bir obje. İşte bu düşünceden yola çıkılarak oluşturulan müze, ziyaretçilerine yalnızca uçurtmaları sergilemiyor; aynı zamanda farklı medeniyetlerin hikâyelerini de anlatıyor. "Türkiye'nin Uçurtma Elçisi" olarak anılan Mehmet Naci Aköz, 1980'lerden bu yana uçurtmayı yalnızca bir oyuncak değil; kültür, sanat, bilim ve barışın ortak dili olarak tanıtıyor.

 

Dünyanın Renkleri Aynı Çatıda

Müzenin koleksiyonunda onlarca ülkeden getirilen yüzlerce farklı uçurtma bulunuyor. Asya'nın geleneksel ejderha uçurtmalarından Güney Amerika'nın rengârenk tasarımlarına, Avrupa'nın modern modellerinden Afrika'nın yerel motiflerine kadar uzanan geniş koleksiyon, ziyaretçileri adeta dünya turuna çıkarıyor. Çin'de uçurtmaların iyi şans getirdiğine inanılırken, Japonya'da yeni doğan çocukların sağlıklı büyümesi için uçurtmalar gökyüzüne bırakılıyor. Hindistan'da düzenlenen uluslararası uçurtma festivalleri gökyüzünü adeta rengârenk bir tabloya dönüştürüyor. Müzedeki eserler bu kültürel çeşitliliği yakından tanıma fırsatı sunuyor. Her uçurtmanın yanında yer alan bilgiler sayesinde ziyaretçiler yalnızca görsel bir şölen yaşamıyor; aynı zamanda uçurtmanın üretildiği ülkenin kültürü, tarihi ve gelenekleri hakkında da bilgi sahibi oluyor. Müze koleksiyonunda yer alan bazı uçurtmalar tamamen el işçiliğiyle hazırlanmış gerçek sanat eserleri niteliğinde. Bambu iskelet üzerine gerilen ince kâğıtlar, doğal boyalarla yapılan desenler ve ustaların haftalar süren emeği, bu eserleri sıradan bir oyuncak olmaktan çıkarıyor.

Malezya Uçurtması 

Müzede gördüğünüz büyük, hilal biçimli süslü uçurtmalar, Malezya'nın geleneksel "Wau" uçurtmaları olduğunu öğreniyoruz.  Özellikle Wau Bulan (Ay Uçurtması) ülkenin kültürel simgelerinden biridir. İşin ilginç tarafı ise müzenin kurucusu Mehmet Naci Aköz, bu uçurtmaları koleksiyona katmak için bizzat Malezya'ya gitmiş. En büyük uçurtma da dahil, bazı uçurtmalarda hiç boya kullanılmamış ve kağıt kesme tekniği ile yapılmış. Gerçek ustaların Kelantan eyaletinde yaşadığı öğrenen Mehmet Naci Aköz, burada Kalimi Usta ile tanışıyor. Malezya uçurtmalarının yapımını uygulamalı olarak öğrenen Aköz, Türk uçurtmalarını tanıtıyor. Ustadan 12 geleneksel Malezya uçurtmasını satın alıyor. Bunlardan 3 tanesini Kalimi Usta hediye ediyor.

Hindistan Uçurtması 

Müzenin en ilginç uçurtmalarından birisi de Hindistan uçurtması. Mehmet Naci Aköz, onu dünyanın en büyük uçurtma festivallerinden biri olan Uluslararası Ahmedabad Uçurtma Festivalinde almış. Onu ilginç kılan ise üzerindeki semboller. Hintliler üzerinde çeşitli Tanrı ve Tanrıça figürlerin olduğu bu devasa uçurtma, yere değmesin diye büyük özen göstermişler. Bu nedenle uçurtma aynı zamanda dini bir anlamda taşıyor. Makar Sankranti festivalinde ise güneşin yeni döneme girişini kutlanırken, uçurtmalara gökyüzüne; bereket dilemek ve gökyüzüne teşekkür etmek için salınıyor. Hindistan'da uçurtma yalnızca bir oyuncak değil, dini ve kültürel bir sembol olarak kabul ediliyor.

Uçurtmanın Binlerce Yıllık Hikâyesi

Tarihçiler uçurtmanın yaklaşık 2 bin 500 yıl önce Çin'de ortaya çıktığını kabul ediyor. İlk örneklerin askerî amaçlarla kullanıldığı, rüzgârın yönünü belirlemekten haberleşmeye kadar pek çok alanda görev aldığı biliniyor. Zaman içinde uçurtmalar yalnızca savaş alanlarında değil, insanların günlük yaşamında da önemli yer edinmeye başladı. Bayramların vazgeçilmez eğlencesi hâline gelen uçurtmalar, dünyanın birçok ülkesinde festivallerin başrol oyuncusu oldu. Bilim tarihinde de uçurtmanın önemli bir yeri bulunuyor. Amerikalı bilim insanı Benjamin Franklin'in yıldırımın elektrik olduğunu kanıtlamak amacıyla gerçekleştirdiği ünlü deneyde kullandığı uçurtma, bilimin gelişiminde sembolik bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor.

 

Sadece Müze Değil, Yaşayan Bir Atölye

Üsküdar Uçurtma Müzesi'nin en dikkat çekici yönlerinden biri de ziyaretçilerini yalnızca seyirci olarak bırakmaması. Özellikle çocuklara yönelik düzenlenen atölyelerde katılımcılar kendi uçurtmalarını tasarlıyor, boyuyor ve uçurmaya hazır hâle getiriyor. Bu etkinliklerde çocuklar el becerilerini geliştirirken aynı zamanda sabretmeyi, üretmeyi ve ekip çalışmasını öğreniyor. Bir uçurtmanın dengede kalabilmesi için gereken hesaplamalar sayesinde temel fizik kuralları da eğlenceli şekilde anlatılıyor. Okulların yoğun ilgi gösterdiği müze, yıl boyunca eğitim programları düzenleyerek binlerce öğrenciyi ağırlıyor. Öğrenciler farklı ülkelerin kültürlerini tanırken kendi hayal güçlerini de özgür bırakıyor. Atölye çalışmaları sayesinde ziyaretçiler müzeden yalnızca güzel anılarla değil, kendi elleriyle yaptıkları özel bir uçurtmayla ayrılıyor.

Gökyüzüne Yazılmış Sanat

Uçurtmalar yalnızca oyuncak değildir; aynı zamanda bir sanat eseridir. Müzedeki bazı örnekler devasa boyutları, bazıları ise ayrıntılı el işçiliğiyle dikkat çekiyor. Ejderhalar, kelebekler, kuşlar, balıklar, mitolojik kahramanlar ve soyut desenlerden oluşan tasarımlar, uçurtmanın bir sanat dalına dönüştüğünü gösteriyor. Özellikle Uzak Doğu kültürlerinde uçurtmaların yapımı nesilden nesile aktarılan geleneksel bir zanaat olarak yaşatılıyor. Bu nedenle müzede sergilenen eserler aynı zamanda somut olmayan kültürel mirasın önemli örnekleri arasında kabul ediliyor. Salonları gezerken tavandan süzülen rengârenk uçurtmaların oluşturduğu atmosfer ziyaretçilere gökyüzünde yürüyormuş hissi veriyor. Gezinizi tamamladığınızda, Müzenin çıkışta ziyaretçilerine bir de hoş sürpriz var. Türk uçurtma kültürüne ait geleneksel modellerden birinin evde yeniden yapılabilmesini sağlayan küçük bir uçurtma seti hediye ediliyor. Böylece ziyaretçi, müzede gördüğü deneyimi evinde sürdürebiliyor.

Kaynak: Özel Haber
Editör: Yiğit Fırat YILDIZ - Murat İLTER

YORUMUNUZU BIRAKABİLİRSİNİZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam