SON DAKİKA
reklam
reklam

Diyabet ihmale gelmez!

Köşe Yazarı: Osman ÇAKIR   Eklenme Tarihi: 22 Ocak 2020, Çarşamba - 10:50   Okunma Sayısı:

Şu sıralar zaman ayırıp bilgisayar başına oturamadım. Dolayısıyla haftalık yazılarımı da yazamadım. Herkesin başında var olan dünya işleri meşguliyeti.

Zaman akıp gidiyor su misali. Daha dün gibi geliyor insana. Ne çabuk geçti o günler, haftalar. Koskoca bir yılı geride bıraktık. Yeni bir yıla merhaba dedik. İnsanoğluna yeni yıl sağlık, mutluluk, bereket, başarı ve barış getirir inşallah.

Dert var türlü türlü. Kimi iş arıyor, kimi de şifa. İstihdamda daralma, polikliniklerin önkapılarında yığılma var. İstihdamı şimdilik bir kenara koyalım.

Çağımızın illet hastalıklarından biri şeker/diyabet, diğeri ise kanser…

Şeker hastalığına dayalı olarak bir yakınımızın ayağı geçtiğimiz ay dizaltından kesildi. İnsanın dünyası kararmıyor belki, ama canı acıyor, psikolojisi bozuluyor, gelecekle ilgili planları altüst oluyor.

Hekimler, şeker hastalarının hastaneye en sık yatış nedeninin diyabetik ayak sorunları olduğunu söylüyor. Anlatıldığına göre, her 10 diyabetli hastanın birinin ayağında yara görülüyormuş.

Kronik yara, büyük bir toplumsal sorun. Tedavisi güç ve uzun soluklu…

Diyabet hastalığına maalesef gereken önem verilmiyor. Henüz yeterli bilinç gelişmemiş.

İhmal eden vatandaşlarımızın sayısının ise çok yüksek olduğu, oysa uygun ve vaktinde yapılan tedavi ile hastanın daha az sıkıntılı bir yaşam sürebileceği ifade ediliyor.

2016 yılında gazetede okuduğum bir haberde diyabet hastası olduğunu sonradan öğrenen bir vatandaş, ”İhmal yüzünden ayağımdan oldum!” diyordu.

Anımsadığım kadarıyla, ihmal ve gecikmeden kaynaklanan hikâyesi şöyleydi:

"Ayağımın altında ufak bir yara çıktı. Önce önemsemedim, ağrılarımın arttığı noktada hastaneye gitmeye karar verdim. Ayağımın altındaki yara sonra baş parmağıma sıçradı ve orada enfeksiyon yüzünden ayak başparmağım simsiyah bir hale geldi.

İlk gittiğim özel hastanede doktorlar, yaradaki enfeksiyonun yayıldığını ve ayak başparmağımın kesilmesi gerektiğini söylediler. Hastane sonra yarayı temizleyemeyeceğine karar verdi ve bir başka hastaneye beni yönlendirdi. Gittiğim yer ise ayağın diz altından kesilmesi gerektiğini belirtti. Umudumuzu yitirmeden bu sefer bir kalp-damar hastanesine başvurduk orada ise yarayı açık bıraktılar ve bütün ayağım enfeksiyon kaptı.

Daha sonra başka bir hastanede yarayı temizlediler ama oksijen tedavisi gerektiğini ve başka bir hastaneye gitmemiz gerektiği bize söylendi. Oksijen tedavisi sonrası herhangi bir iyileşme olmayınca başka bir hastaneye daha gittik ve orası da ayağımın diz altından kesilmesi gerektiğini açıkladı. 2 hastane daha gezdikten sonra sol ayağımın bir kısmı diz altından kesildi.

Ayağım kesilip eve geldikten 2 gün sonra tam her şey bitti derken yaram yine kararmaya başladı. Yaramdan tekrar koku ve akıntı gelmeye başladı. Kontrole gittiğimde ise doktorum bu kez diz üstünde bacağımın kesilmesi gerektiğini söyledi. Buna karşı çıkan oğullarım bu alanda araştırmaları ve tecrübesi olan bir uzman aramaya başladı. Arama sonucu alanında uzman bir kişiye ulaştı. Bu uzman kişinin yara bakım ekibiyle şans eseri tanıştık ve hemen ayağıma tedaviye başladılar."

Yakınımızın da yaşadıkları bundan farklı değildi. Beslenme alışkınlıklarımızı yeniden gözden geçirmeliyiz. Diyetisyenlerimizin önerilerini önemsemeliyiz. Sağlığımızla alakalı tahlilleri vaktinde yaptırmalıyız. Hastalık gelmeden sağlımızın kıymetini bilmeliyiz.

Yaşanmış bu gerçek olaylar gözönünde bulundurulduğunda tavsiyemiz: Çağımızın vebası sayılan şeker/diyabet hastalığı kesinlikle ihmal edilmemelidir.

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Merhaba Sevgili Okurlarım..


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam