SON DAKİKA
reklam
reklam

Eski yapıların geçmişinden

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 8 Nisan 2020, Çarşamba - 08:46   Okunma Sayısı:

Kıztaşı

Kıztaşı ya da Markianos Sütunu, 455 yılında Doğu Roma İmparatoru Markianos anısına kentin valisi olan Tatianus tarafından diktirilmiş bir anıttır. Markianos Sütunu, Fatih’te Kıztaşı olarak isimlendirilen bu küçük meydanın ortasında günümüze kadar ulaşabilmeyi başarabilmişti.

İstanbul’un fethinden sonra kurulan ilk Türk mahalleleri arasında Kıztaşı Mahallesi olarak adı geçmiştir. Uzunca bir süre Saraçhanebaşı’nda Yeniçeri odalarında bir evin bahçesinde kalan bu anıt, bütün bölgeyi yakan Çırçır yangınından sonra (1908) yeniden yapılan düzenleme sonunda ortaya çıkarılmıştır.

Kızıl-gri Mısır granitinden iki parça olarak yapılmıştır. Dört yüzlü olan anıtın kaidesi beyaz mermerden yapılmıştır. Her üç yüzeydeki madalyonlar Yunan haçlarıyla bezenmiştir. Kaidesinde Nike heykelinin bulunuşundan ötürü halk arasında Kıztaşı olarak bilinmektedir.

Kaidenin batı yüzünde bir de kitabe bulunmaktadır. Kitabeye Latince şu yazı yazılmıştır.

 

“PRINCIPIS HANC STATVAM MARCIANI

CERNE TOVUQVE

PRAEFECTVS’VOVIT  QVOD TATIANUS OPVS”

 

Metnin çevirisi: “İşte bu imparator (birinci yurttaş) Markianus’un anıtıdır. Ki, Tatianus bu eseri adamıştır.”

Sütunun üzerinde bir Korint başlığı bulunmaktadır. Başlığın, İmparator Markianos’un heykellerinden birinin kaidesi olması muhtemeldir. Sütunun üzerinde bulunan ve İmparator Markianos’a ait bronz heykelin 13’üncü yüzyılda Venedikliler tarafından İstanbul’dan İtalya’nın Bari şehrine götürüldüğü ve şu anda orada bulunan Barletta heykeli olduğu söylenmektedir.

 

Manganlar Bölgesi

Sarayburnu ile İncili Köşk arasında kalan bu saha Geç-Antik çağda "Manganlar Bölgesi olarak tanınır. Mangan (Manganon) silah deposu anlamına gelmektedir. Burada ilk silah deposu İmparator Büyük Konstantin tarafından yaptırılmıştır. Şehirdeki bütün harp malzemeleri burada saklanıyordu. Bu bölge, daha sonra kısaca tanımlayacağımız saray, manastır, sarnıç gibi önemli Bizans yapılarının bulunduğu bir yerdir.

11’inci yüzyıldan İstanbul’un fethine kadar yaklaşık 400 yıl süreyle manganlar bölgesi ve buradaki yapılar toplum hayatında önemli bir yer tutmuştur. 13'üncü yüzyıldaki Latin İstilâsında bu bölge fazlasıyla tahrip edilmiştir.

Palaigosların son zamanlarında yeniden bir canlılık yaşanmıştır. Türkler İstanbul’u aldığında, Topkapı Sarayı kurulduktan sonra sultanlar burayı gül bahçeleriyle süslemişlerdir. Bu sebeple askeri bir isim olan “mangan” ismi kaldırılıp bütün bölgeye gül sitesi anlamına gelen Gülhane adı verilmiştir.

1921-1923 yıllarında burada konuşlanan Fransız İşgal Kuvvetleri arkeolojik kazılar yapmış,  kazı sonuçları ve bölgenin arkeolojisi R. Demangel - E.Mamboury tarafından “Le Quartier des Manganes, Paris 1939" adlı kitapta neşredilmiştir.

Fransızların yapmış olduğu çalışmalarla açığa çıkarılan ve tespit edilen önemli yapılar şunlardır:

 

Önemli yapılar

1.MANGAN SARAYI: St. Georges Manastırı’mn güneyinde yer almaktadır. İmparator I. Basi 1ios (867-886) tarafından yaptırılmıştır. Beş katlı olarak yapıldığı bilinen saray, Kommenoslar devrinde imparatorluk saraylarının Blachernae bölgesine taşınmasından sonra önemini yitirerek bakımsız kalmıştır. Daha sonraki imparatorlar yeni yaptırdıkları saraylarında Mangan Sarayı’nın malzemesinden istifade etmişler, özellikle süslemelerini alarak yeni yapılarında kullanmışlardır. Böylece Mangan Sarayı 13’üncü yüzyılda İstanbul’a gelen seyyahlar tarafından görülemeyecek kadar harap duruma geldi. Sarayın toprak altında kalan kısımları da 1865 de Sirkeci demiryolu döşenirken tahrip edilmiştir.

2. ST. GEORGE MANASTIRI: Cephanelik olarak kullanılan kısmın güneyinde yer almaktadır. Bu manastır İstanbul'un en muhteşem manastırlarından biri idi. Yapımına İmparator Konstantin Monomakos (1042-1055) tarafından başlanmıştır. Daha sonraki İmparatorlar zamanında manastır genişletilerek etrafı bahçe ile çevrilmiş, burada hastane ve kütüphane kurulmuştur.

3. CEPHANELİK: Bizans Akropolünün doğusunda, Marmara Denizi ile Topkapı Sarayı arasında bir toprak şerit uzanır. Sarayburnu'nun 300-400 metre güneyindeki bu sahada Büyük Konstantin tarafından silah depoları yaptırılmıştır. Daha sonraki devirlerde de bu bölgeden aynı maksatla faydalanılmıştır. Odun Kapı ile Değirmen Kapı silahların giriş çıkışı için kullanılmıştır.

 

Sonraki kazı çalışmaları

Sarayburnu ile Ahırkapı arasında antik Marmara Surlarının Kemer Kapı (Dedirmen Kapı) ile İncili Köşk arasına isabet eden yerde, Cankurtaran yönüne gidişte demir yolunun solunda kalan sahada Devlet Demir Yollarının yaptığı kazı işlemini haber alan İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü duruma müdahale edip inceleme başlatmıştır. 3-15 Eylül 1976 tarihleri arasında kazı işlemleri kontrol altında sürdürülmüş ve kalıntıların zarar görmeden kısmen açığa çıkartılması sağlanmıştır.

 

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Merhaba Sevgili Okurlarım..


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam