SON DAKİKA
reklam
reklam

“Ürettikçe Kendimi Başka Bir Yerde Hissediyorum”

Eklenme Tarihi: 31 Ağustos 2026, Pazartesi - 12:15   Okunma Sayısı: 37227
Ordu’nun Ünye sahilinde, el emeğiyle birbirinden özgün çanta, kolye, küpe ve anahtarlık gibi ürünler tasarlayan Gülcan Karamustafa Çil ile keyifli ve samimi bir söyleşi gerçekleştirdik. Çocukluk yıllarında annesinden öğrendiği el sanatlarını yıllar içinde geliştirerek kendi tarzını oluşturan Çil, üretmenin hayatındaki yerini, tasarımlarına ilham veren unsurları ve el emeğinin kendisi için taşıdığı anlamı anlattı.

Nisa Nur GÜRGEN:

El sanatlarına ve özellikle örgüye olan ilginiz nasıl başladı?

Gülcan KARAMUSTAFA ÇİL:

Çocukluğumda başladı. Annem çok güzel el işi yapardı. Bana tığ verdi, ben de onun yanında tığla bir şeyler yapmaya çalıştım. Okul dönemimde ve daha sonra çalışma hayatımda da el işi yapmaya devam ettim.

Bu işe karşı çok büyük bir sevgim var. Bir şeyler yaratabilmek, üretebilmek beni çok mutlu ediyor.

Ben göğüs ve rahim kanseri geçirdim. Bu süreçte el sanatları benim için çok güzel bir terapi oldu. Kanseri yenebilmek adına bana çok büyük bir güç verdi. Herkese de tavsiye ederim. İnanın, bir şeyler ürettikçe kendimi başka bir yerde, başka duyguların içinde hissediyorum. Çok severek yapıyorum. Bu işe başlamamda en büyük etken annem oldu.

Nisa Nur GÜRGEN:

Çanta, kolye, küpe ve anahtarlık gibi farklı ürünler tasarlıyorsunuz. Bir ürünü ortaya çıkarırken nasıl bir süreç izliyorsunuz?

Gülcan KARAMUSTAFA ÇİL:

İlk önce araştırıyorum. Örneğin bir örtü görüyorum ve “Bununla ne yapabilirim, bunu nasıl değiştirebilirim?” diye düşünüyorum.

Biraz da o günkü ruh halime göre hareket ediyorum. O an nasıl hissediyorsam tasarımımı ona göre şekillendiriyorum. Bir şeyi beğenmezsem tekrar söküyorum, üzerine başka şeyler ekliyorum ve yeniden tasarlıyorum.

Yani benim için süreç; araştırmak, geliştirmek ve sonunda ortaya çıkarmak şeklinde ilerliyor.

Nisa Nur GÜRGEN:

Günümüzde seri üretim ürünler oldukça yaygın. Sizce el emeğiyle hazırlanan bir ürünün onu satın alan kişi için farkı ve değeri nedir?

Gülcan KARAMUSTAFA ÇİL:

Hazır ürünler makinelerle üretiliyor. Benim yaptığım tasarımlarda ise insanlar benim ruhumu ve emeğimi hissediyorlar. Sanırım bu yüzden beğeniyorlar.

Örneğin bir takı yaptığım zaman, bir kadın onu taktığında nostalji yaşayabiliyor. Sevdiği bir rengi görebiliyor, istediği bir çiçeği hissedebiliyor ya da geçmişte giydiği bir kıyafeti hatırlayabiliyor. Bu da onları çok mutlu ediyor.

İnsanlar özellikle geçmişi hatırlatan, nostaljik motiflerin ortaya çıkmasından çok hoşlanıyor. Ancak bunun değerini anlayan ve el emeğine kıymet veren insanlar için bu ürünlerin anlamı çok daha farklı.

Nisa Nur GÜRGEN:

Ürünlerinizde kullandığınız renkleri, ipleri ve modelleri seçerken nelerden ilham alıyorsunuz? Doğadan, günlük yaşamdan veya kişisel hikâyelerden etkilendiğiniz oluyor mu?

Gülcan KARAMUSTAFA ÇİL:

Benim o andaki psikolojim çok önemli. Genellikle renkli ve canlı şeyler yapmak istiyorum. Mavi, sarı, yeşil ve pembe tonlarını çok kullanıyorum. Siyahı ise çok az kullanıyorum. Çünkü siyah bana hayatın karartısını çağrıştırıyor.

Renklerin insanı canlandırdığına, motive ettiğine ve mutlu ettiğine inanıyorum.

En çok doğadan ilham alıyorum. Çiçeklerin renklerinden, bir evin renginden, güneşten, bulutların şeklinden ve görüntüsünden etkileniyorum. Bütün bunları o anki ruh halime göre değerlendirerek tasarımlarıma yansıtıyorum.

Nisa Nur GÜRGEN:

Bu işi gelecekte hangi noktaya taşımak istiyorsunuz? Bir atölye açmak veya kendi markanızı büyütmek gibi hedefleriniz var mı?

Gülcan KARAMUSTAFA ÇİL:

Ben emekliyim, devlet memuruyum. En büyük hedeflerimden biri bildiklerimi başkalarına öğretmek.

Bir atölye kurmayı çok istedim ancak maddi imkânlarım buna el vermedi. Yine de öğretmeye ve öğrenmeye aç bir insanım. Öğrenmek isteyen insanların da yanımda olmasını çok istiyorum.

Ben yaptığım işin, ustadan çırağa aktarılarak devam etmesini istiyorum. Bildiklerimi başkalarına öğretmek, benimle birlikte üretip bunları satan insanların olmasını çok isterim.

Nisa Nur GÜRGEN:

Bu alanda eğitim aldığınız veya çalışmalarınızı sürdürdüğünüz bir yer var mı?

Gülcan KARAMUSTAFA ÇİL:

İlk olarak kendim başladım. Kızımı üniversiteye götürdüğüm dönemde tek başımaydım ve yavaş yavaş kendimi geliştirdim.

Daha sonra Ordu Belediyesi'nin açmış olduğu ORMEK'teki takı kursuna gittim. Orada bilmediğim şeyleri öğrendim ve kendimi daha da geliştirdim.

Hocama yaptıklarımı gösterip, “Hocam, ben bunları yapıyorum ama eksiklerim olabilir. Bana yol gösterin.” dedim. Sağ olsun, beni çok geliştirdi. Fikirlerime de çok saygı duydu.

Hatta bana, “Sen buranın kadını değilsin. Antalya, Alanya tarzında çok farklı bir tarzın var.” dedi. Bu söz benim için çok değerliydi.

Çevremdeki arkadaşlarımdan da çok şey öğrendim. Bir de insanlara baktığımda, bazen onların nasıl bir takı takabileceğini hissedebiliyorum. “Bu kişiye ne yakışır?” diye düşünüp kendime göre tasarlıyorum.

Nisa Nur GÜRGEN:

Bize gösterdiğiniz sıcaklık ve samimiyet için de teşekkür etmek istiyorum. Farklı illerden gelerek burada insanlarla tanışmak ve onların hikâyelerini dinlemek bizim için çok özel. Son olarak, el emeğiyle ürettiğiniz bir ürünü alan kişinin onu yıllarca kullanacağını düşündüğünüzde bu size ne hissettiriyor?

Gülcan KARAMUSTAFA ÇİL:

Bana çok büyük mutluluk veriyor. Çok güzel bir duygu. Hatta geçen gün annenize de söyledim, “Şöyle bir dolanın” dedim. Geçen gün bir müşterim, kendisine verdiğim çantayla dolaşıyordu. Onu gördüğümde o kadar mutlu oldum ki anlatamam.

Benim yaptığım bir ürünün başka bir insanın hayatında yer alması ve yıllarca kullanılması benim için çok kıymetli. Bir insanın benim emeğimle yaptığı bir ürünü severek kullanması, onu yanında taşıması bana tarifsiz bir mutluluk veriyor.

Ben kanserlerimi de böyle mutluluklarla yendim. Herkese de tavsiye ederim. Çünkü kadınların gerçekten güçlü olması gerektiğine inanıyorum.

Üretmek, bir şeyler ortaya koymak ve bunu başka insanlarla paylaşmak insana çok büyük bir güç veriyor.

Röportajın ardından

Bir insanın el emeğiyle ortaya koyduğu her ürünün, aslında onun hayatından, duygularından ve hikâyesinden bir parça taşıdığına inanıyorum. Bu röportaj benim için de yalnızca el sanatları üzerine yapılan bir söyleşi olmadı; üretmenin, hayata tutunmanın ve yaşadıklarına rağmen yeniden güç bulmanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gösterdi.

Özellikle annemin görsel sanatlar öğretmeni olması nedeniyle, el sanatlarına ve sanatını kendi emeğiyle yaşatan insanlara her zaman ayrı bir ilgim oldu. Ordu’nun Ünye sahilinde, farklı bir şehirden gelerek böyle samimi bir hikâyeye tanıklık etmek ve emeğini yıllardır yaşatan bir kadınla aynı masada buluşmak benim için çok değerliydi.

Bu güzel sohbet ve içtenliği için Gülcan Karamustafa Çil’e teşekkür ediyorum. Belki de bu röportajdan geriye kalacak en güzel cümle şu:

“Bazı insanlar yalnızca ürün üretmez; elleriyle umut, emekleriyle de hayatlarına yeniden anlam katarlar.”

Kaynak: Özel Haber
Editör: Nisa Nur GÜRGEN

YORUMUNUZU BIRAKABİLİRSİNİZ

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

HABER ARŞİVİ

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam