Ekim ayının son günleri geldiğinde gökyüzü ayrı, sokaklar ayrı bir telaşa bürünüyor. Bir yanda turuncuya çalan dolunay, diğer yanda pencerelere yerleştirilen balkabakları, ürkütücü kostümler ve Cadılar Bayramı süslemeleri… Gökyüzünde yıldızlar kendi hikâyesini anlatırken yeryüzünde sonbahar, renkleri ve gelenekleriyle sahneye çıkıyor. Üstelik kasım kapıda! Benim içinse bu geçişin ayrı bir anlamı var; 1 Kasım Pazar günü 26 yaşıma giriyorum. Hem yeni bir ay hem yeni bir yaş… Bir de Akrep burcu olunca, işin içine biraz gizem, biraz heyecan ve bolca espri katmamak olmaz!
AVCI DOLUNAYI GÖKYÜZÜNÜ TURUNCUYA BOYAYACAK
Ekim ayının dikkat çeken gökyüzü olaylarından biri Avcı Dolunayı. 26 Ekim'de gerçekleşen bu dolunay, özellikle Ay'ın doğduğu ve battığı saatlerde etkileyici bir manzara oluşturabiliyor. Ufka yakınken atmosferin etkisiyle turuncu ve kızılımsı tonlarda görünen Ay, sonbaharın renklerini adeta gökyüzüne taşıyor.
İnsan böyle bir manzaraya bakınca ister istemez düşünüyor: Ağaçların yaprakları sararıp dökülürken Ay da turuncuya bürünmüş. Sanki gökyüzü, Cadılar Bayramı için dekor hazırlamaya bizden önce başlamış! Bir tek Ay'ın üzerine göz ve ağız çizip onu balkabağına çevirmediğimiz kaldı.
Elbette Ay'ın turuncu görünmesinin bilimsel bir açıklaması var. Ancak gökyüzünün güzelliği, yalnızca bilimin anlattıklarında değil, insanda uyandırdığı duygularda da saklı. Bazen birkaç dakika Ay'ı seyretmek, bütün günün telaşını geride bırakmaya yetiyor.
YEDİ KIZ KARDEŞ VE GECENİN GİZEMİ
Ekim ayının bir diğer dikkat çekici gökyüzü olayı ise 27 Ekim'de Ay'ın Pleiades, yani Yedi Kız Kardeş yıldız kümesinin önünden geçmesi. Bu geçiş sırasında Ay, bazı yıldızları kısa süreliğine örtebiliyor. Gece gökyüzünün bu etkileyici buluşması, evrende sürekli hareket hâlinde olan gök cisimlerini bir kez daha hatırlatıyor.
Pleiades, yüzyıllardır farklı kültürlerin ilgisini çeken yıldız kümelerinden biri. Çıplak gözle uygun koşullarda görülebilen bu yıldızlar, karanlık bir gökyüzünde küçük ışık noktaları gibi görünse de aslında uzayın enginliğini gözler önüne seriyor.
Ay'ın yıldız kümesine yaklaşmasını izlemek için şehir ışıklarından uzak, açık ve bulutsuz bir gökyüzü tercih edilebilir. Tabii gökyüzünü izlerken insanın aklına türlü düşünceler geliyor. Kimi evrenin büyüklüğünü düşünüyor, kimi hayatın anlamını… Benim gibi doğum gününe sayılı günler kalanlar ise bütün bunların arasında, “Yeni yaşımda neler olacak acaba?” diye de düşünebilir.
CADILAR BAYRAMI'NDA BALKABAKLARI KORKUTUYOR, BİZİMKİLER İŞTAH KABARTIYOR!
31 Ekim denildiğinde dünyanın birçok yerinde akla ilk gelen etkinliklerden biri Cadılar Bayramı. Kostümler, örümcek ağları, yarasa figürleri, ürkütücü maskeler ve elbette balkabakları… Kimi balkabaklarına kocaman gözler, sivri dişler ve korkutucu gülüşler çiziliyor; içlerine ışıklar yerleştirilerek gecenin dekoruna dönüştürülüyor.
Bizim memlekette ise balkabağının kaderi biraz daha farklı. Dünyanın bir köşesinde balkabağına korkunç bir surat çizilirken Türkiye'de başka bir köşede üzerine tahin dökülüyor! Bir tarafta insanları korkutmak için hazırlanan balkabağı, diğer tarafta cevizle süslenip sofraya gelen kabak tatlısı…
Düşünsenize, Cadılar Bayramı için evinizi süslemişsiniz. Kapının önünde ürkütücü bir balkabağı, masanın üzerinde mis gibi kabak tatlısı var. Misafirleriniz içeri girerken korkudan mı irkilecek, yoksa tatlının kokusuna mı yönelecek, belli değil. Bizim kültürümüzde bazı korkuların çözümü belli: Bir tabak tatlı, biraz tahin, üzerine de bolca ceviz!
Üstelik balkabağı yalnızca tatlı yapmak için kullanılmıyor. Fırında baharatlarla pişirilebiliyor, çorbası hazırlanabiliyor, farklı yemeklere lezzet katabiliyor. Ama kabul edelim, şekerle ağır ağır pişmiş, üzerine tahin gezdirilmiş bir kabak tatlısının yeri başka. Bizim balkabağımızın da kostümü var: Bazen cevizli, bazen tahinli, bazen kaymaklı!
Cadılar Bayramı'nın eğlenceli atmosferi, sonbaharın kendine özgü renkleriyle birleşince ortaya güzel bir manzara çıkıyor. Yalnız küçük bir uyarı: Balkabağınıza korkutucu bir yüz çizebilirsiniz ama mutfaktaki balkabağını fazla ürkütmeyin. Sonra kabak tatlısı yapmaya kıyamaz, dekor diye saklarsınız!
ÖLÜLER GÜNÜ: HATIRALARIN IŞIĞI
Ekim ayının sonuyla kasımın başlangıcı, yalnızca kostümler ve eğlenceli süslemelerden ibaret değil. Meksika başta olmak üzere bazı Latin Amerika ülkelerinde 1 ve 2 Kasım tarihlerinde anılan Ölüler Günü, hayatını kaybeden yakınları sevgiyle hatırlamaya dayanan köklü bir gelenek.
Bu özel günlerde insanlar fotoğraflar, çiçekler, mumlar ve sevdiklerine ait hatıralarla geçmişle bugün arasında bir bağ kuruyor. Ölümün yalnızca hüzünle değil, sevgiyle ve anılarla da ele alınabileceğini gösteren bu gelenek, insanın sevdiklerini unutmadığını hatırlatıyor.
Cadılar Bayramı'nın ürkütücü kostümleriyle Ölüler Günü'nün anıları yaşatan atmosferi birbirinden farklı olsa da bu günler, insanın bilinmeyene duyduğu merakı ve geçmişle kurduğu bağı ortaya koyuyor.
Belki de hayatın en önemli tarafı, geride bıraktığımız zamanın ne kadar uzun olduğu değil, o zamanın içinde ne kadar güzel anılar biriktirdiğimizdir. Sevdiklerimizle geçirilen bir akşam, paylaşılan bir kahkaha, birlikte içilen bir kahve ya da aile sofrasındaki bir dilim kabak tatlısı… Yıllar geçse de akılda kalan çoğu zaman bu küçük mutluluklar oluyor.
KASIM KAPIDA, AKREP SAHNEYE ÇIKIYOR!
Bütün bu gökyüzü olayları ve sonbahar telaşı arasında benim için 1 Kasım'ın ayrı bir anlamı var. Pazar günü 26 yaşıma giriyorum. Üstelik ben bir Akrep burcuyum! Yani yeni aya yalnızca yeni bir yaşla değil, astrolojide tutkulu, sezgileri güçlü ve kararlı oluşuyla tanınan Akrep burcunun gizemli havasıyla merhaba diyorum.
Takvime bakınca insan gülümsemeden edemiyor. 31 Ekim'de Cadılar Bayramı, hemen ardından benim doğum günüm! Bir gün balkabakları korkutucu yüzleriyle ortalıkta dolaşıyor, ertesi gün bir Akrep yeni yaşını kutluyor. Sanki evren, doğum günüm için özel bir senaryo hazırlamış. Bir tek pastanın üzerine balkabağı koyup mumları söndürürken gizemli bir gülümsemeyle etrafa bakmam kaldı!
Astrolojiye göre Akrepler kolay kolay pes etmeyen, duygularını derin yaşayan ve kararlı kişilikleriyle tanınıyor. Elbette burçlar kişiliğimizi bilimsel olarak belirleyen ölçütler değil; ancak insan bazen kendini bu özelliklerin içinde bulmayı seviyor. Hele doğum günü yaklaşırken insanın kendine dönüp bakması için güzel bir fırsat çıkıyor.
Yirmi altı yaşına girerken geride kalan yılları düşünmeden olmuyor. Yaşanan güzellikler, yapılan hatalar, öğrenilen dersler ve henüz gerçekleşmemiş hayaller… Bir yanda çocukluktan kalan anılar, diğer yanda geleceğe dair yeni sorular. İnsan büyüdükçe her şeyin cevabını bulacağını sanıyor ama zamanla anlıyor ki büyümek, bütün cevapları bilmek değil; bazen sorularla yaşamayı öğrenmekmiş.
Yeni yaşımda daha çok gülmek, yeni şeyler keşfetmek, güzel anılar biriktirmek ve kendime daha fazla alan açmak istiyorum. Akrep burcunun kararlılığıyla yeni hedeflere yürümek güzel olur; ama arada hayatın tadını çıkarmayı da unutmamak gerek. Sonuçta her meseleyi derin derin düşünürsek bir bakmışız kabak tatlısı soğumuş, tahin donmuş!
Akrep'in gizemli tarafı bir yana, yeni yaşım için dileğim oldukça açık: Sağlık, huzur, sevgi, başarı ve bol kahkaha… Hayatın sürprizleri de mümkünse Cadılar Bayramı balkabakları kadar ürkütücü değil, kabak tatlısı kadar tatlı olsun!
YENİ BİR AY, YENİ BİR YAŞ, YENİ UMUTLAR
31 Ekim Cumartesi günü ekim ayına veda ederken gökyüzünde dolunayın izlerini, evlerde balkabağı süslemelerini, mutfaklarda ise sonbaharın lezzetlerini bulacağız. 1 Kasım Pazar günü yeni bir ay başlayacak; benim için de 26 yaşın ilk günü olacak.
Belki akşam gökyüzüne bakıp turuncu Ay'ı seyredeceğiz, belki yıldızların arasında Yedi Kız Kardeş'i arayacağız, belki de tahinli kabak tatlısından bir dilim daha alacağız. Bir yandan geçmişimizi hatırlarken diğer yandan geleceğe dair umutlarımızı tazeleyeceğiz.
Gökyüzü bize sürekli değişimi hatırlatıyor. Ay'ın evreleri değişiyor, yıldızlar gökyüzündeki yolculuklarını sürdürüyor, mevsimler birbirini izliyor. İnsan hayatı da böyle; kimi zaman yaprak döküyor, kimi zaman yeniden filizleniyor. Her bitişin içinde yeni bir başlangıç ihtimali saklı.
Ben de 26 yaşıma girerken geçmişin anılarını yanıma alıp geleceğe umutla bakmak istiyorum. Yeni yaşımın bana güzellikler getirmesini, sevdiklerimle daha nice güzel anılar biriktirmeyi diliyorum.
Ve son bir tavsiye: Cadılar Bayramı için balkabağınıza korkutucu bir yüz çizin, gökyüzünde turuncu Ay'ı seyredin, fırsat bulursanız yıldızlara bakın. Sonra da kendinize güzel bir kabak tatlısı tabağı hazırlayın. Çünkü hayatın gizemini çözmeye çalışırken küçük mutlulukları kaçırmamak gerek.
Ekim'e veda ederken gökyüzü turuncuya boyanıyor, kasım kapıyı çalıyor, ben 26 yaşıma giriyorum. Kısacası yeni ay geliyor, yeni yaş başlıyor ve Akrep görev başına geçiyor!