SON DAKİKA
reklam
reklam

ANLAMAK İSTİYORUM

Köşe Yazarı: Selami BALTAOĞLU   Eklenme Tarihi: 31 Ekim 2026, Cumartesi - 12:27   Okunma Sayısı:

Hiç düşündünüz mü; bir insanı anlamadan yargıladığınızda, belki de onun hayata tutunmak için verdiği son mücadeleyi görmezden geldiğinizi?

Ya bir insanın suskunluğu çaresizliğiyse, gülümsemesi gözyaşlarını saklama çabasıysa, sizden uzaklaşması defalarca kırılmış bir kalbin son savunmasıysa? Peki, hiç dinlemeden hüküm verdiğimiz, hiç sormadan suçladığımız, anlamaya çalışmadan hayatımızdan çıkardığımız insanların içinde nasıl bir fırtına koptuğunu gerçekten biliyor muyuz?

İnsan bazen yaşadıklarından değil, yaşadıklarını kimseye anlatamamaktan yorulur. Bazen kalabalıklar içinde yalnızlaşır, en yakınındakilere bile kendini ifade edemez. Çünkü herkes konuşmak ister ama çok az insan gerçekten dinler; herkes anlaşılmayı bekler ama çok az insan anlamak için çaba gösterir.

Ben anlamak istiyorum… Bir insanın neden sustuğunu, neden uzaklaştığını, neden eskisi gibi gülmediğini anlamak istiyorum. Söylediklerinin arkasındaki duyguyu, gözlerinin içine sakladığı hüznü, gülümsemesinin ardında gizlediği yorgunluğu görmek istiyorum.

Çünkü insanı anlamak, yalnızca söylediklerini dinlemek değildir. Bazen söyleyemediklerini hissedebilmek, bazen bir bakışın içindeki kırgınlığı fark edebilmek, bazen de hiçbir şey sormadan yanında durabilmektir.

Ne yazık ki çoğu zaman anlamak yerine yargılamayı seçiyoruz. Dinlemeden karar veriyor, düşünmeden konuşuyor, kendimizi haklı çıkarmak uğruna karşımızdakinin duygularını görmezden geliyoruz. Herkes anlaşılmak istiyor ama kaçımız gerçekten anlamak için çaba gösteriyor?

Oysa her insanın görünmeyen bir hikâyesi vardır. Dışarıdan güçlü görünenin içinde bir yorgunluk, neşeli görünenin kalbinde bir hüzün, sessiz kalan kişinin içinde binlerce söylenmemiş söz olabilir. Biz yalnızca görüneni değerlendirirken, görünmeyenin yükünü çoğu zaman unutuyoruz.

Anlamak, hak vermek demek değildir. Bir insanı anlamak için onunla aynı fikirde olmak zorunda da değiliz. Bazen onun düşüncesine katılmayız ama neden öyle düşündüğünü anlayabiliriz. İşte gerçek olgunluk, farklılıkların içinde insan kalabilmektir.

İlişkileri güzelleştiren şey, her konuda aynı düşünmek değil; birbirimizi incitmeden konuşabilmek, farklılıklarımıza rağmen birbirimize değer verebilmektir. Çünkü sevgi, yalnızca güzel sözler söylemek değil, karşımızdakinin ruhuna dokunabilmektir.

Biraz daha dinlesek, biraz daha sabretsek, hemen hüküm vermek yerine kendimizi başkasının yerine koyabilsek belki de birçok kırgınlık hiç yaşanmayacak. Belki de bir özür, bir anlayış, içten bir tebessüm nice uzaklıkları ortadan kaldıracak.

Ben anlamak istiyorum; haklı çıkmak için değil, insanı kaybetmemek için…

Kırmadan konuşmayı, yargılamadan dinlemeyi, önyargısız yaklaşmayı ve insanların kalplerinde taşıdıkları yükleri fark etmeyi istiyorum. Çünkü hayat, kimin daha çok haklı olduğunu kanıtlama yarışı değil; birbirimizi anlayarak güzelleştirebileceğimiz kısa bir yolculuktur.

Unutmayalım ki insan, en çok anlaşılmadığı yerde yalnızlaşır; en çok anlaşıldığı yerde kendini güvende hisseder.

Belki dünyayı bir anda değiştiremeyiz ama bir insanı anlayarak onun dünyasında büyük bir değişim yaratabiliriz.

Çünkü bazen bir insanın ihtiyacı olan şey, akıl vermemiz değil, onu anlamamızdır.

Ve belki de kendimize şu soruyu sormalıyız:

Biz gerçekten anlamak mı istiyoruz, yoksa yalnızca anlaşılmak mı?

İşte bütün mesele burada başlıyor. Çünkü insanlığın en güzel hâli, başkasının yüreğine kendi yüreğimizle dokunabildiğimiz anda ortaya çıkıyor.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam