SON DAKİKA
reklam
reklam

İYİLİĞİN DE BİR HATIRI, İYİ NİYETİN DE BİR SINIRI VARDIR

Köşe Yazarı: Selami BALTAOĞLU   Eklenme Tarihi: 8 Kasım 2026, Pazar - 13:30   Okunma Sayısı:

İnsan bazen başkalarının hayatını güzelleştirmek için uğraşırken kendi içindeki huzuru kaybeder. Birinin yükünü hafifletir, diğerinin derdine ortak olur, çalışanının önünü açar, dostunun elinden tutar. Kimse üzülmesin, kimse kendisini yalnız hissetmesin ister. Fakat gün gelir, bütün bu çabaların karşılığında bir teşekkür değil, yeni beklentilerle karşılaşır.

Asıl düşündürücü olan da budur: İnsan neden kendisine yapılan iyiliği çabuk unutur da kendisine yapılmayanı yıllarca hatırlar?

Bir insan düşünün; hayatı boyunca çevresine faydalı olmayı seçmiş. İmkânı varsa paylaşmış, gücü yetiyorsa destek olmuş, hataları görmezden gelmiş, insanlara yeniden başlama fırsatı vermiş. Kimsenin başarısızlığından mutluluk duymamış, aksine başkalarının yükselmesini kendi başarısı gibi görmüş.

Ama zamanla şunu fark etmiş: Bazıları iyiliği bir güzellik olarak değil, kendilerine sunulması gereken bir hak olarak görmeye başlamış.

Bir zamanlar minnetle karşılanan destek, zamanla sıradanlaşmış. Gösterilen anlayış beklentiye, yapılan fedakârlık alışkanlığa dönüşmüş. Hatta iyilik yapmadığı bir gün, bütün geçmişi unutulmuş.

İşte insanı yoran, yaptığı iyiliğin karşılığını alamamak değil; iyiliğinin hiç yapılmamış gibi görülmesidir.

Oysa iyilik, insanın karakterinden doğar. Alkış beklemeden yapılan yardım, karşılık hesaplamadan gösterilen anlayış, kimsenin görmediği yerde uzatılan bir el insanlığın en güzel tarafıdır.

Ancak bir gerçeği de kabul etmeliyiz: Her iyi niyet, iyi niyetle karşılanmaz. Her samimiyet, samimiyetle cevap bulmaz. Bazı insanlar sizin verdiğiniz değeri değil, sizden elde ettikleri faydayı önemser.

Peki, insan bütün bunları gördüğünde iyilik yapmaktan vaz mı geçmeli?

Elbette hayır. Çünkü başkasının vefasızlığı, sizin karakterinizi değiştirmemeli. Birilerinin nankörlüğü yüzünden merhametinizi kaybetmemelisiniz. Fakat iyilik yaparken kendi değerinizi de unutmamalısınız.

Her kapıyı açık tutmak zorunda değilsiniz. Her hatayı affetmek, her talebi karşılamak, herkese sınırsız fırsat vermek zorunda da değilsiniz. Bazen mesafe koymak kırgınlık değil, kendinize duyduğunuz saygıdır.

İyi olmakla kullanılmaya razı olmak aynı şey değildir. Merhametli olmakla sınırlarını kaybetmek arasında büyük bir fark vardır.

Belki de insanın öğrenmesi gereken en önemli şey şudur: İyilik yaparken insanları değiştirmeye çalışmayın; ama onların davranışlarını görmezden gelerek kendinizi de tüketmeyin.

Hayatta bazı insanlar verdiğiniz bir lokmayı ömür boyu unutmaz, bazıları ise kendilerine sunduğunuz sofranın neden daha büyük olmadığını sorgular. Aradaki fark, sizin ne kadar verdiğinizde değil, onların nasıl bir yüreğe sahip olduğundadır.

Ben yine de iyilikten yanayım. Çünkü dünyayı güzelleştiren şey, insanların birbirinden beklentileri değil, birbirine karşı taşıdığı vicdandır.

Yalnız bir şeyi unutmamalıyız: İyilik bir gönül zenginliğidir, kimsenin sınırsız kullanımına açık bir imkân değildir.

İyilik yapalım, destek olalım, paylaşalım. Ama yaptığımız iyiliklerin bizi değersiz hissettirmesine izin vermeyelim.

Çünkü insanın büyüklüğü kaç kişiye yardım ettiğinde değil, yardım ettiği insanlara rağmen yüreğindeki güzelliği koruyabilmesindedir.

İyiliğimizden vazgeçmeyelim; fakat iyi niyetimizi istismar edenlere de hayatımızda sınırsız yer vermeyelim.

Unutmayalım: İyilik insanın kim olduğunu, vefa ise karşısındakinin kim olduğunu gösterir.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam