SON DAKİKA
reklam
reklam

Fransa’nın geçmişteki siyaseti ve bugünkü Macron

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 8 Kasım 2026, Pazar - 13:53   Okunma Sayısı:

 

Çıkar hesabına ve sağma anlayışına sahip Fransa hakkında söylenecek çok söz vardır. Bir NATO müttefiki olan Fransa, yıllar önce PKK’yı desteklemiş, Bn. Mitterand PKK liderlerine kucak açmıştı. Fransa bugün PKK liderlerini kendi ülkesine kabul eder mi?

Türkiye’yi AB üyesi yapmamak için Akdeniz Birliği adı altında başka bir üyeliği tavsiye etmişti. Macron, kendi iktidarı döneminde Fransızların çıkarlarını savunmanın kendi görevi olduğunu ve bu kapsamda Cezayir ile Fransa arasında barışçıl ve yapıcı bir ilişkinin yeniden kurulması gerektiğini belirterek insani göç, güvenlik, ekonomi ve bölgesel konularda sorumlu çözümlere varmak istediklerini dile getirmişti. 

Oysa;

***Sömürgeci Fransız güçlerinin 8 Mayıs 1945'te gerçekleştirdikleri katliamlarda 45 binden fazla Cezayirlinin öldürülmesi,

*** Fransa'nın 1960-1966 yıllarında Cezayir Çölü'nde gerçekleştirdiği nükleer denemelerin kurbanları için tazminat ödenmesi,

    ***1954-1962 Bağımsızlık Savaşı sırasında kaybolan 2 bin 200 kişinin akıbetinin açıklığa kavuşturulması gibi çözüm bekleyen tarihi konuları unutturmak ve Fransa’yı aklamak istemiş, ama kırmızı kart görmüştü.

 

Macron dönemi

 Macron’un direksiyonda olduğu yönetim bayır aşağı ve kontrolsüz şekilde gidiyor. Müslüman dünyasına alaycı bir tutumla yaklaşan, NATO’nun beyin ölümünden söz eden, ABD’ye posta koymaya kalkan, NATO ülkesi olan Türkiye ve Yunanistan’ın arasını bulmak yerine taraf tutmayı tercih eden Fransa…

 

---Daha fazla eğitim bütçesi, yeni kadrolar ve daha iyi çalışma koşulları talebiyle başlayan lise eylemleri,

---Üniversitelerin yüzde 90’ında eğitim boykotla dururken ülkede işçilerin de desteğiyle gelişen sokak eylemleri,

---Filistinlilerin hak ve özgürlüklerine destek sağlamak amacıyla tertiplenen gösteriler…

    2017’de Fransa’nın ekonomisini canlandırmak ve köklü reformlar gerçekleştirmek vaadiyle iktidara gelen Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron, yaklaşık on yıllık siyasi kariyerinin son döneminde artan kamu borçları, toplumsal huzursuzluk ve siyasi belirsizliklerle karşı karşıya gelmiştir. Halk desteği yüzde 15’e gerilerken aşırı sağın iktidar ihtimali güçlenmektedir. 

Sendikalar çalışanlara grev çağrısı yapıyor, hükümetin 2027 bütçe tasarısında öngördüğü işten çıkarmaların iptal edilmesini, yeni eğitim kadroları oluşturulmasını, okul altyapılarının yenilenmesini, öğretmen maaşlarının artırılmasını istiyor. Bir de bütün dünyayı sarsan, devamlı artış gösteren akaryakıt fiyatları, Sarı Yeleklilerin protestolarıyla karşılaşmaktadır. Dolayısıyla gittikçe köpüren ve çözümsüz bir hal alan eylemler Fransa’ya nefes aldırmıyor. 

 

Gelecek günler ne gösterir

    Şimdiki satırlar Le Monde gazetesinden alınmadır

    Sokaktaki öfke artık doğrudan siyasi krize dönüşmüş durumdadır. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Başbakan Sébastien Lecornu ve ilgili bakanları Élysée Sarayı'nda acil toplantıya çağırmıştır. Hükümetin önündeki sorun yalnızca öğrenci protestoları değil, akaryakıt fiyatları, çiftçilerin tepkileri, kamu borcu ve bütçe açığı da Paris yönetiminin üzerindeki baskıyı ağırlaştırmaktadır.

    Fransa'nın 2027 bütçesinde yaklaşık 43 milyar avroluk tasarruf arayışı da tartışmaların önemli başlıklarından biridir. Meclis'te sağlam bir çoğunluğa sahip olmayan hükümetin bu    büyüklükte bir kemer sıkma programını nasıl geçireceği belirsizliğini korumaktadır. Bir tarafta gençlerin büyüyen öfkesi, diğer tarafta ekonomik sıkıntılar ve hükümetin bütçe arayışı…

Fransa'da artık yalnızca bir öğrenci protestosu değil, birbirini besleyen toplumsal, ekonomik ve siyasi krizler konuşulmaktadır. Ve sokaktan yükselen görüntüler tek bir cümleyi anlatıyor: Fransa ayakta. (Kaynak: Le Monde)

 

Macron’a sorular

Sn. Macron, ülken bu haldeyken sen ütopik hayalleri gerçekleştirmek peşinde koşuyorsun. Girit’e donanma göndermek, Yunanistan ve GKRY ile birlik olup NATO ülkesi Türkiye’ye karşı tavır almak senin neyine?

Rusya, Avrupa’yı tehdit ederken İngiltere yine AB’nin üyesi olmayı tartışıyor. Oysa sen hem AB’yi hem NATO’yu tenkit ediyorsun, niye? 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam